www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa-Home | DESTEKLEYENLER-SPONSORS | HAKKIMIZDA-ABOUT US | İLETİŞİM-CONTACT | 日本語 |

Asahi Shimbun - 21 Ocak


Arkeoloji tahrip edici bir bilim dalıdır. Bu yüzden çok büyük dikkat, sabır ve özen gerektirir. Batık, sulara gömüldüğü andan, insanlık tarafından keşfedilene dek yıllarca belki yüzyıllarca dokunulmadan bekler, tıpkı 3300 yıllık Uluburun batığında olduğu gibi. Batık üzerinde çalışmaya arkeolog gelene kadar, bütün deliller ilk battığı andaki haliyle orada durmaktadırlar. Kazıya başlayıp kalıntıları çıkarmaya başladığımızda delilleri de yok etmeye başlamış oluruz. Eğer dikkatli olmazsak ve her ince detayı kayıt etmezsek, yüzyıllar boyunca sağlam kalmayı başarabilmiş bir kültür mirasını birkaç dakika içinde yok edebiliriz.

Arkeolog kazı çalışmalarına başladığında birbiriyle çatışan durumlarla karşılaşır. Bir taraftan çalışmalarına dikkat ve titizlikle yaklaşmak, diğer yandan ise kullanabileceği sınırlı zaman ve bütçe; o yüzden mümkün olduğunca etkili ve yeterli çalışmak zorundadır. Amaç kısıtlı bütçe ve zamanla çalışmayı başarabilmek. Bu yüzden arkeolog bu çatışma ile sık sık yüzleşmekte, yeterli derecede önemli olmayan bulgular olduğunda hızlanmak, önemli bir obje bulduğunda olabildiğince yavaşlamak.

Örnek olarak aşağıdaki fotoğraftaki bilinmeyen objelere bir göz atalım. Nedir bu parçalar? Ek zaman harcamaya değerler mi? Uzun ya da kısa kazı çalışması garanti edilebilir mi? Ya da biri için hızla hareket edilip zamandan kazanılıp diğer bulgu için uzun zaman harcanmalı.

Bilgi bize her zaman hangi ayrıntının daha önemli olduğunu anlamamızda yardımcı olur. Daha fazla bilgi sahibi olmak isterdim.