Gece karanlığında otele vardığımız için etrafı görme şansımız yoktu. Belkide meraktan olsa gerek saat 05:30 da uyandım ve perdeleri açıp pencereden gün doğuşunu seyrettim. Kahvaltıda hayatımda ilk kez suşi ve balık kokan bir restoranda deniz manzaralı bir masada hatırı sayılır bir kahvaltı yaptım. Biraz sonrada ekibin diğer üyeleri geldiler.
Kahvaltımızı bitirir bitirmez Kuşimoto Belediyesi’nden Yorio Hamaguchi ve Masato Horikiri ile otel lobisinde kısa bir toplantı yaptık. Tufan-san gecen yıllarda birlikte çalıştığı Hamaguchi-san'a Ali Bey ismini takmış ve bu ismi de Ali Bey olarak hoşuna giderek kullanmakta Hamaguchi-san. Ali Bey beni ve Tufan-san'ı araba kiralama firmasına kadar götürdü. Kiraladığımız iki aracı alıp otele geldik böylece Kıbrıs’ta vatani hizmetteyken kazandığım sağdan direksiyonlu araç kullanma tecrübemi sürekli sinyal verme yerine silecek çalıştırarak tekrarlama fırsatını yakalamış oldum.
Saat 10:00’da dakik olarak Belediye başkanını ziyarete gittik. Karşılama anında gözlerimizin sulanmasını önlemek için büyük çabal sarfettik. Nerdeyse bütün belediye çalışanları Ali Bey'in komutasında giriş kapısının iki yanına dizilmişler, ellerinde Türk ve Japon bayrakları sallıyorlardı. Ayrıca göndere çekilmiş iki kallavi bayrak birçoğumuzun haberi bile olmadığı bir dostluğu perçinlercesine dalgalanmaktaydı. Herkesi başımızla selamlayıp üst kattaki, belediye başkanının odasına çıktık. Kapıda bir başka duygusallık bizi beklemekteydi beyaz bir zemin üzerine '' Hoş geldiniz' yazılı bir tabela vardı ve odada iki kitaplığı bir Atatürk resminin altına yerleştirmişlerdi. Raflar ise Türkiye’den ziyarete gelenlerin getirdikleri hediyelerle dolmuştu. Plaketler, minik dokuma tezgahları, bayraklar, bakır ibrikler vs. Başkanın kartındaki isim beni tamamen şoka sokmaya yeterli olsu: MUSTAFA SHİGEKİ MATSUBARA. Çay ikramının ardından Başkan Mustafa Bey bize hediye olarak bize bir kahve- çay makinesi verdi. Tufan-sanın Ali Bey tercümanlığı ile karşılıklı teşekkür nidaları ile kalktık ve aşağı indik. Tufan-san'ın koltuk altında kahve makinesi, yüzünde "parsayı kaptık" tebessümü ile yakındaki nalbur ve bakkal görünümlü Home Store'a gittik.
Eksiklerle birlikte biraz da el aletleri aldık. Hepimiz ağız tadı alışkanlıklarına göre biraz da abur cubur alışverişi yaptık. Ben sadece şampuan ve saç kremi aldım çünkü odada her şey iyi düşünülmüş ama sanki saç şampuanı ile el yıkama sabunu aynı gibi geldi artık bilemeyeceğim.. bir eğri büğrü durum varsa günahı Japon’a yazıla...
Öğle yemeğini şehirde yedik ve otele dönüp ekibin Japonya destek dalgıçları ve belediye çalışanları, Ali Bey ile hep birlikte tanışma ve çalışma programlarını gözden geçirdik. Plan ve Arkeolojik başkan Berta-san bu yıl yapılacak işleri listeledi. Tufan-san katılacağımız basın toplantısı sayısını açıkladı. Tanışma faslı bitmeden yağmur bastırdı. Japon destek dalgıçları da eskiden benim olduğum gibi dalış merkezi sahipleri. Hemen ilk günden gözleri korkmasın diye yüklenmedim ama ilerleyen günlerde Japonya’da dalış merkezi açma şartlarını sorup öğreneceğim belki bir vatan evladı buralarda bir yatırım yapmak ister bizden geçti ama en azından onlara bir faydamız dokunsun…
Saat 15:30 civarında Tufan-san'la birlikte Nakamura-san ve Shimano-san'ın sahibi oldukları dalış okullarını ziyarete gittik. Valla bu yaştan sonra yalan söyleyecek değilim; inanılmaz bir malzeme sayısına sahipler ama ne bir göz alıcı dekorasyon ne de dalış ruhu yoktu dükkanlarında. Daha çok ufak bir fabrika kantini yemekhanesi görünümü uyandıran binaları dalış okulu yapmışlar. Bildikleri yabancı dil de, ne kurs ne de dalış brifingi vermeye yeterli, belki yabancı birine yol tarif ederler. Neyse her ikisi de çok arkadaşça davranıyorlar. Her şey gönüllerince olsun.
Akşam yemeği ardından otel lobisinde hepimiz bir bilgisayar başına geçip günlüklerimizi yazdık. Şimdi gidip yatacağım ama uyuyabilir miyim bilmiyorum çünkü vücut saatim öğleden sonra 04:10 bakalım nasıl uyuyacağım ?
Sağlıcakla...
Fey-san