www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa | DESTEKLEYENLER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM | 日本語 |

15 Ocak 2008 - Dalışlar Başladı


Bu sabah her zamankinden erken, 7:00’da kahvaltıda buluştuk. Doğru dürüst bir şeyler yiyemedik bile çünkü dalış heyecanı herkesi sarmıştı. Dalgıçlar dışındakilere ne oluyor? diyebilirsiniz ama ben yazacağım haberler dolayısıyla, Can çekeceği ilginç görüntüler nedeniyle Fatma ise konservasyon çalışmaları için önüne getirilecek eserler için meraklanıyordu herhalde. Ya da çok daha basit bir cevabı vardı sanırsam: takım ruhu!

Evet, sebebi tam da buydu. Hepimizin heyecanın temel nedeni aynıydı; dalışlar başarılı geçecek mi? Suyun altındaki koşullar sistemleri yerleştirmeye uygun mu ve başarılı sonuç verecek mi? Tufan ve Feyyaz iyileşecek mi? Yoksa rahatsızlıkları dalmalarına engel olacak mı? Japon ekip ile Türk ekip uyum içinde verimli çalışabilecek mi? Bu ve benzeri sorular hepimizin heyecanının esas nedeniydi. Nasıl başlarsan öyle gider inancı ile herkes güzel bir başlangıç yapmayı istiyordu.

Saat 09:00’da otelden ayrıldık, Ertuğrul Araştırma Merkezi’ne geldik. Fatma konservasyon çalışmaları için burada kaldı. Tufan, Feyyaz, Can ve ben dalış malzemelerini arabaya yükleyip beş dakikalık mesafedeki limana indik. Japon ekip bizi bekliyordu. Tekne hazırdı. Dalgıçlar malzemeleri ve suyun altına yerleştirilecek ekipmanları hazırlarken ben ve Can onları görüntüledik. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra tekneye doluştuk.

 

Birkaç dakikada Ertuğrul’un battığı kayalıkların oraya gelmiştik. Dalgalar kayalıklara çarpıp beyaz köpükleri kabardıkça kaza gözümde canlandı. Güvertede Osman Paşa’yı geminin ana direğine tutunurken, bir anda kayalıklara çarpan Ertuğrul’un paramparça oluşunu düşündüm. Bodrum’dan yazdığım son yazıda şimdiye kadar kitaplardan okuduğum ve fotoğraflarını gördüğüm bu kayalıklara bakınca neler hissedeceğimi merak ediyorum diye yazmıştım. Çok basit bir tanımı vardı duygularımın: hüzün. Hele ki tekneden bakınca sağ tarafta kurtulan denizcilerin zorlukla tırmandığı kayalıkların tepesindeki Kashinozaki Feneri’ni hemen solda da tam geminin battığı kayalıkların tepesine gelecek şekilde dikilmiş anıt mezarı görünce sanki Ertuğrul’un denizcileri bizi izliyorlar ve minnetlerini gönderiyorlarmış gibi hissettim ve hüzün duyguma bir parça da gurur eklendi.

İlk önce Japon ekip daldı. Suyun altında teknenin daha sonraki dalışlarda bağlanacağı şamandırayı yerleştirdiler. Daha sonra Feyyaz ve Tufan da onlara katıldı ve kazı için gerekli sistemlerin bir kısmı yerleştirildi. Toplamda iki saate yakın süren dalışlar sonunda herkes memnundu. Ekip mükemmel bir uyum içerisinde çalışmış, sistemler istenildiği gibi rahatlıkla yerleştirilmişti. Feyyaz ve Tufan’ın sağlık durumları da gayet iyiydi. Dalışlarla ilgili detaylı bilgileri Feyyaz’ın günlüklerinde bulabilirsiniz. Bir noktadan sonra işi uzmanlarına bırakmak gerekli öğle değil mi?

Dalışın ardından limandaki küçük restoranda güzel bir öğle yemeği yedik. Yemek sonrasında Japon ekip ayrıldı biz de hep beraber Ertuğrul Araştırma Merkezi’ne geldik. Feyyaz ve Tufan bir saat kadar dinlendiler, biz de Fatma ile araç gereçleri yerleştirdik. Biraz önce Feyyaz ve Tufan öğleden sonra dalışları için tekrar limana gittiler. Ben Can ve Fatma merkezde kaldık. Fatma konservasyon çalışmalarına devam ederken ben de haberleri sizlerle taze taze paylaşmak istedim. Can da birazdan TRT’ye yollanmak üzere bugün çektiği görüntülerin kurgusuna başlayacak.

Bugünlük benden bu kadar.

Sevgiler

Güneş



 
<< önceki Konservasyona İlk Adım | 2008 | "Biz Neymişiz" sonraki >>