Bugün kahvaltıda balık yedim, sanırım yavaş yavaş çevre koşullarına uyum sağlamaya başlıyorum. Bu gereksiz detayın ardından günün esas olayına geçeyim: Ertuğrul Araştırma Merkezi yeniden doğdu!
Fatma aydınlık ve lavabolu bir odayı konservasyon laboratuarı yapmaya karar verdi. Ben ve Berta da ona temizlik için yardım ettik. Öncelikle elektrik süpürgesiyle kaba tozları temizledik. Teknolojinin lideri Japonya’da olmamız son model elektrik süpürgemizin tüm tozların bir saniyede çekmesini sağladı. Şaka tabii ki! Bulduğumuz iki küçük eski süpürge makinesi ile ancak yerlerdeki talaş parçalarını temizleyebildik. Çok daha detaylı temizlik yapmamız gerektiğini anlayınca Berta deterjan, çamaşır suyu, paspas vb. malzemeleri almak için alışverişe gitti. Biz de fırsat bu fırsat Ertuğrul’un battığı kayalıkları, hemen kayalıkların üzerine kurulmuş olan anıtı, mezarlığı ve Türk Müzesini ziyaret edelim dedik. Bu kısa ziyaretimizi anlattıktan sonra temizlik detaylarına geri döneceğim.
Kısa müze ziyaretinin ardından öğle yemeği için Ertuğrul Araştırma Merkezine geri döndük. Berta marketten aldığı yiyeceklerle bize mükemmel bir sofra hazırlamıştı. Bu sofranın en büyük özelliği ise yer sofrası olmasıydı. Suşi eşliğinde yer soframızda çubuklarımızla Japon usulü bir öğle yemeği yedik.
Bu arada Can hemen laboratuarın bitişiğindeki odayı kendine çalışma odası yaptı. Bir nevi bilgisayar ya da kurgu odası da denebilir. Ben hem orada çalışacağım hem de yeri geldiğinde ve ihtiyacı olduğunda Fatma’ya yardım edeceğim. Bu iki odanın karşısındaki odaya ise Feyyaz yerleşti. Yıllardır kullanılmayan bu derbeder oda bir anda küçük şirin bir atölyeye dönüştü. Her türlü tamir işlemi burada gerçekleşecek.
Fotoğraflardan da anladığınız üzere oldukça yorucu bir gün oldu ve işimiz bittikten sonra ben ve Can uyuya kaldık. Diğerlerinin de bizden farkı yoktu ama emeğimizin karşılığını aldık. Merkezimiz hazır. Dört gözle kazıların başlamasını ve eserlerin çıkarılmasını bekliyoruz.