www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa | DESTEKLEYENLER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM | 日本語 |

14 Ocak 2008 - Kushimoto


       2007 Ağustos ayının sonlarına doğru, Kırşehir’in Kaman ilçesinde Japonlar tarafından kazı çalışmaları yürütülen Kalehöyük kazısında konservatör olarak çalışıyorken, Ağustos ayının oldukça sıcak gecen sabah saatlerinden birinde; Ertuğrul Projesi başkanı Tufan Turanlı’dan şu anda Japonya’da bulunmama vesile olan telefonu aldım. Tufan Bey ile yapmış olduğum görüşme sanki bir anda olup bitmişti; o bana projeden söz etmiş ve ben de hiç düşünmeden “EVET” demiştim. Sanki her şey anlık gelişivermişti. Ben Kaman ‘da Japonlarla çalışıyorken, Japonya’da Türkler ile birlikte Osmanlı’ya ait bir fırkayetninin kazı çalışmalarında görev alacaktım, inanılır şey değildi o an için; ama şimdi ise o inanılmazı yaşıyorum işte.
      
       Ertuğrul Projesine Kasım ayında dahil oldum. 2007 yüzey araştırmasında çıkarılan eserlerden dört tanesi Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü’ne getirilmişti ve ben de bu eserlerin konservasyon çalışmaları için Kasım ayında Bodrum’a geldim. Japonya’ya gidiş tarihimiz daha o dönemlerden kesin olmamakla birlikte üç aşağı beş yukarı belliydi; yani 2008 Ocak ayının ilk haftaları. O zaman ben de herkes gibi daha çok vaktimiz var, nasıl geçer bu zaman diyordum ki kendimi Güneş ve Can ile Osaka’ya gidecek olan 23:45 uçağına yetişmek için havaalanına koşuştururken buluverdim. Ve tabii daha sonra Kansaii havaalanı, sonrasında 3 aktarmalı ve toplamda 3 saatlik tren yolculuğu derken Kushimato Royal Hotel’deydik. Her şey bir anda olup bitivermişti sanki benim için,yani eminim diğerleri de benim gibi geçek ile düş arasında gidip gelmekteydi.Yani tüm bunlar sanrı mı yoksa gerçekliğin ta kendisi mi? Eminim ki benim gibi bu projeye ilk kez dahil olan diğerlerinin de aklından geçen sorular tam olarak bunlardı.
      
       Gerçekliğin ayırt etmede bulunduğumuz otel ve otelin bulunduğu bu enfes Kushimato köyü bize yardımcı olabildi diyebilmeyi isterdim; ama her şeyin mükemmele yakın oluşu bunu söylememi biraz daha zorlaştırıyor sanırım. Mükemmele yakın diyorum çünkü benim için en büyük sorun yemekler, alışmak biraz zaman alacak sanrım ama bu kadar güzel şeyin arasında bu durum bana o kadarda rahatsızlık vermiyor doğrusu.
      
       Burayı az çok kafanızda canlandırabilmek için sanırım yapılabilecek en iyi tarif Can’ın sözleri “Sanki Jurassic Park film setindeyiz, her yer orman ve sanki her an bir yerlerden dinozorlar çıkacakmış gibi”. Evet böyle bir ortamda ağaçlar arsında küçük küçük Japon tarzı evler düşünün ve bu evlerin küçük bahçelerini, bahçelerdeki küçücük ağaçları, küçük yolları, küçük arabaları ve tabii küçük insanları. Evet, şuanda bulunduğumuz köy tam olarak böyle bir yer.
      
       Yarın yani 15 Ocak’ta kazı başlıyor. Balıkçılar balığa çıkarken birbirlerine iyi şans getirsin diye “rast gele” derlermiş. Burası da bir balıkçı köyü ve biz de kısmetimizi okyanusta arayacak olduğumuza göre “RAST GELE” diyorum.
      
       Fatma
      
<< önceki Son İki Gün | 2008 | Toplantı ve Tören sonraki >>