www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa | DESTEKLEYENLER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM | 日本語 |

11 Ocak 2009 - İlk Dalış Günü


Güzden:

Bugün Ertuğrul Fırkateyni’nin battığı kayalıklardaki ilk günümüzdü. Bizimle beraber meraklı basın ordusu, Japon televizyonu, Japon dergileri ve Japon gazeteleri de geldi. Projemizin daha önce yapılan 2 senesi hakkında Tufan Bey basını bilgilendirdi. Fırkateyni şu anki kazı durumunu gözlemlemek için diğer bir tekneyle yanımıza gelen basın ordusu, proje ekibi suya girdikten hemen sonra batık bölgesinde dalışa başladılar. Onlar da sudan çıktıklarında en az biz proje ekibi kadar heyecanlı gözüküyorlardı. Bu sırada proje ekibimiz geçen kıştan bu yana kazı alanının mevcut durumunu gözlemleyip bu seneki çalışmalar için teknik hazırlıkları (sualtı kazı cihazları, dedektör) tamamladılar. Habelerler iyiydi. Batık alanımız, yerinden oynayan yemek kazanının dışında bütünlüğünü koruyordu. Bu iyi haberin sevinciyle Kushimoto Oshima Adası limanındaki restoranımıza dönüp enfes Japon yemeklerini ağızımıza götürdük ve çayımızı yudumladık. Japon – İspanyol – Türk dalgıç ekibimiz ilk defa bir araya gelmişti. Öğle yemeğinin hemen ardından ekip kazının günlük temposuna tekrar döndü. Suyun altında çalışan sualtı kazı aletinin yardımıyla bulunan parçalar işaretlenmiş kutulara konarak yüzeye gönderiliyordu. Aynı zamanda bulunan objelerin fotoğrafları yerinde görüntüleniyordu. Yaklaşık bir buçuk saat boyunca on dört metreye dalan dalgıçlar artık üşümüş bir şekilde yüzeye çıktılar ve dalış hakkında sohbet etmeye başladılar. Hepimiz farklı dillerde konuşan ama aynı heyecanı yaşayan bir ekibin parçasıydık. Soğuk rüzgara rağmen sohbetimizi sürdürüp güneşin batışıyla beraber limandaki yerimize geldik. Artık günün geri kalanında çıkardığımız eserleri kayıt altına almak, fotoğraflamak, temel konservasyon işlerini gerçekleştirmek dışında bir işimiz kalmamıştı.

Jordi:

Bugün denizdeki ilk günümüzdü. Geriye dönüp baktığım zaman geçen haftanın laboratuvarda harcandığını gördüm. Herşey oldukça karmaşık ve düzensizdi. Japonlar geçen seneden kalma şeyleri getirdiğimizde oldukça yardımcı oldular ancak halen yapacak çok işimiz vardı. Ancak bu hafta herşeyi organize ettik ve her iş için bir yer ayarlayabildik. Temel olarak fotoğraf yerimiz, video kurgu ünitemiz, eserleri sınıflandırdığımız yerimiz, internet bağlantımızı sağladığımız odamız ve ekipteki herkesin bilgisayarlarını koyabileceği büyük bir masamız var. Bütün bunlardan sonra kazı için beklemeye başladık. Nihayet bugün, beklentimiz sona erdi. Nerdeyse bütün günümüzü limanda ve kazı alanında geçirdik. Soğuk olmasına rağmen güneş gökyüzünden hiç eksik olmadı. Çok eğlendik ve umarım ki herkes çok memnun kaldı. Umarım bütün kazı günlerimiz bunun gibi eğlenceli geçer.

Can:

Kazı bugün tam anlamıyla başlamıştı. Geçen seneden kalma tecrübelerim bu sene bana hem işimi daha verimli yapmamı sağlıyor hem de olan biteni daha iyi kavramama yardımcı oluyordu.

Japon gazetecilerin olağanüstü ilgisi karşısında ne kadar önemli bir iş yaptığımızı bir kez daha anladım. Özellikle bugün yapılan haberleri akşam televizyonda (her ne kadar dilini anlayamasam da) izlemek ayrı bir heyecan kaynağı oldu. Ne de olsa ülkemizin tarihi dünyanın öbür ucunda takip ediyorduk ve onun kanıtlarını doğrudan elimizde tutuyorduk.

Bugün Enomoto-san'ın çıkardığı, Ertuğrul'un kazan dairesine ait olduğunu düşündüğümüz boru parçası belki de çıkarılan en ağır eserlerden biriydi. Kim bilir bundan 118 yıl önce o parçanın bulunduğu odada ter döken denizciler neler yaşamışlardı. O parça, tam bir asır sonra ilk kez kuruyordu ve bizden önce ona son kez kuru olarak dokunan kişiler, Ertuğrul Fırkateyni denizcileriydi. Bu düşünce bile insanı heyecanlandırmaya yetiyordu.

Bakalım, önümüzdeki günlerde batıktan daha ne ilginç parçalar çıkacak.