Can:
Bugün tekneye çıkmadım. Aslında çok daha verimli oldu benim için. Yoshiko Hanım ile yardımlaştım, filmlerin kurgusunu bitirdim, seslendirme yaptım, Ertuğrul Araştırma Merkezi'ne gelen misafirleri fotoğrafladım. (Sağolsun Akagi San sipariş ettiğim pili getirdi ve artık Nikon'umu kullanabiliyorum.) Kısaca çok verimliydi. Tekne de olmak çok zevkli ama deniz tutması olmadığı zamanlarda :) Akşam vakti buradaki Türklerin açtığı Ottoman Konak adlı bir restorana gittik biraz Türk yemeği yedik. Şiş kebap fena değildi. Ama diğer yiyeceklerin tadı farklıydı Türkiye'dekilerden. Ama sonra Enomoto San ve ekibin genç üyelerinin katıldığı kareoke bar macerası çok eğlenceliydi. Burası gerçekten güzel bir ülke..
Nakamura-san Tekenede
Jordi:
Bugün benim son dalışımdı. Ayın 18'inde Jorge, Maria ve ben önce Nara'yı ziyaret edeceğiz ve İspanya'ya döneceğiz. Yarın da dalabiliriz aslında ama yarın Japonya'daki son zamanımızı balina müzesi ve sualtı akvaryumunu ziyaret ederek geçirmeyi istedik. Elbette takım halinde gideceğiz. Özellikle çocuklar çok sevecek. Öte yandan son dalışımda güzel bir hatıra edindim, küçük bir parfüm şişesi çıkardık Ertuğrul'dan. Ya da öyle olduğunu tahmin ediyoruz. Birazı toprak içinde. İlginç bir parça.
Tufan Turanlı ve Kashinozaki Feneri
Maria:
Bugün bütün gün Ertuğrul Araştırma Merkezi'ndeydim. İnsanlar bizimle yakınlaştılar, bazı komşular bize meyveler ve enfes yiyecekler getirdiler. Evi yakınlarda olan bir balıkçı bize evini gösterdi ve bizi ailesiyle tanıştırdı. Bugün yan komşumuzun da çatısını değiştirdiler. Böylece bir Japon evinin çatısının nasıl değiştiğini de öğrenmiş olduk.
Jorge:
Bugün dalış için harika bir gündü ama biraz soğuktu. Belki bu son dalışımız Kushimoto'da. Bu sene umarım kazının devamı iyi geçer. Bugün sabah sualtında Shimano San ve ben belirlediğimiz bir bölgenin temizliği ile uğraştık. Birtakım taşları kaldırarak alanı temizledik. Dalışın sonunda bazı parçalar ve çok güzel bir parfüm şişesi bulduk. Dalışın bitimine 10 dakika kala Güzden bana sualtı fotoğraf makinesini verdi ve benim alanı çekmemi istedi. Kaşla göz arasında makinenin kapağını düşürdüm ve kaybettim. Gerçekten çok kötü hissettim ona karşı. Gidip yeniden aramama rağmen bulamadım. Daha sonra hava tankım boşaldığı için bota geri dönmek zorunda kaldım.
Enomoto-san Ertuğrul Batığı Üzerinde
Güzden:
650 askerin olduğu bir fırkateynden çıkması hiç beklenmeyen şey parfüm şişesi olmalı! Eşine sevgilisine hediye alınmış olabilir, teknede kadın varmış gibi yorumları yaptıktan sonra aklıma Ertuğrul hakkında Erdoğan Şimşek tarafından yazılan “Vuslata Beş Kala, Gidip de Dönmeyenler: Ertuğrul” kitabındaki Ali Bey ile karısı Ayşe Hanım’ın yadığı veda mektubu aklıma geldi. Ayşe Hanım bu mektupla beraber, yokluğunda koklasın diye geceliğini, bir tutam saçını ve o yokken biriktirdiği gözyaşlarını koyduğu küçük bir parfüm şişesini vermişti. Kitap bitene kadar Yarbay Ali Bey’in kazada ölüp ölmeyeceğini merak ediyordum. İşte bu küçük şişe, parfüm şişesi yerine, Ali Bey’in karısının gözyaşlarını doldurduğu şişe olduğuna inandım. Duygusal olmayan yanımın bile acıyacağı hikayeler olduğunu düşünüyorum, işte bu şişe de kocasını beklerken biriktirdiği gözyaşlarını koyduğu şişeydi, ya da değildi ama ben buna inanmak istedim.
Bugün bir de yüksük benzeri bir cisim buldum, artık çivi dışında birşey buldukça çok seviniyorum. Artık yavaş yavaş Ertuğrul heyecanını içimde hissetmeye başladım. Bakalım sonraki haftalarda daha neler bulacağız.