Jorge:
Bugün Kushimoto'nun kuzeyindeki balina müzesini ziyaret etmeye karar verdik. Önce güzel bişey göreceğimi zannettim ancak balinaların öldürülüşü ya da çok küçük akvaryumlara konulması beni çok üzdü. Daha sonra müzenin yanındaki bir yerde balinaları yakalamak için yaptıkarı bir gemiyi gezdik. Biraz oyalandık ve Kushimoto'ya geri döndük. Kushimoto akvaryumu beni oldukça şaşırttı çünkü bütün canlılar yaşıyordu ve iyi korunuyordu. Orda birçok canlı var ve bu akvaryumu gerçekten çok beğendim.
Balina Müzesinde Bir Şov
Jordi:
Dün akşam bir Türk restoranına gittik ve şiş kebap yedik. Gerçekten muhteşemdi! Ordan sonra Karaoke bara geçtik. Enomoto-san, ki kendisi baş dalgıcımız olur, bizi ufak bir karaoke bara götürdü. Gerçekten çok eğlendik, özellikle de bir dostcanlısı Japon arkadaş şarkı söylemeye başlayınca. Bu sabah ise 7:30'da kalktım. Balina müzesine gittik önce. Bazı balinalar ve yunuslar gördük. Bazı takım üyeleri Ertuğrul Araştırma Merkezi'ne geri dönerken Can, Güzden, Jorge, Maria ve ben öğle yemeği yemeye gittik. Marketten biraz yiyecek aldık ve GPS'ten güzel bir liman bulup orda yedik. Gerçekten çok şirin bir yerdi. Öğle yemeğinden sonra eve döndük ve hemen ardından akvaryuma gittik. Akagi-san oradakileri tanıyormuş. Bizi onlarla tanıştırdı ve bu güzel akvaryumu birlikte gezdik.
Balina Müzesinde Bir Başka Şov
Can:
Güzden ve Jorge balina müzesini sevmediler. Aslında ben de o hayvanların ne kadar özgürlüklerinden alıkonulduklarını görünce üzülüyorum ancak onların daha da üzüldüğünü görünce kendi kendimi sorgulamaya başladım. Bitmek üzere olan pilime rağmen harika videolar ve fotoğraflar çektim orda. İspanyol arkadaşlarla beraber muhteşem bir limanda muhteşem bir akdeniz pikniği ve Jorge'nin harika esprilerinin ardından Kushimoto'daki eve uğradık ve akvaryuma geçtik. Zaten geçen seneden çok sevdiğim bu akvaryumu tekrar gezdim. Japonya gerçekten harika bir yer.
Pasifik'te bir Akdeniz Pikniği
Yoshiko:
Bugün hep birlikte geziye gittik. Artık ekip bir aile gibi oldu. Fakat yarın İspanyollar gidiyorlar. Onun için şimdiden çok üzülüyorum. Onlara iyi yolculuklar diliyorum.
Akvaryum
Güzden:
Tatil gününün en güzel yanı bir gece öncesinin de tatil olmasıdır. Her ne kadar daha yeni başlamış olsak da dalışlara ara vermek 1 gün bile olsa oldukça iyi geldi. Ve tabi havaın günlük güneşlik olması bu güzel tatil günümüzün keyfini daha da arttırdı. Öncelikle 16sı akşamından bahsetmek istiyorum. Eve gelince tatilden de yararlanıp hem blogları yazmak hem de fotoğraf aktarımlarını yapmak dışında, çamaşır yıkayıp, japonyadaki ilk gündelik yaşam rutinlerine başlamış oldum. Ardından koşturmaca içinde Enomoto-san’ların daveti üzerine İsmet ve Uğur katdeşlerin Türk Restaurant’ına gittik. Herşeyiyle bir Türk restaurant’ı, duvarlar İznik çinisi, duvarlar çeşitli yörelerden kilim ve halı kaplı. Sahipleri ise, tam bir Türk misafirperverliği sergilediler, ve Japon malzemesiyle yapılabilecek en lezzetli Türk yemeklerini hazırladılar. Mutfak sohbeti sırasında daha da ayrıntılı olarak onları tanıma fırsatı bulduk. Ardından Enomoto-san’ın daveti üzerine Karaoke bara gittik. Japonların kş akşamlrındaki en büyük eğlencesi bu olmalı. Önünüzdeki listeden istediğiniz dilde şarkı seçip buna eşlik ediyorsunuz, ama bunu tabii Japonlar kadar iyi yapamıyorsunuz. İspanyolların Tango yapması gibi, onlarında milli eğlence şekli bu olmalı. İçtiğimiz şohoların etkisiyle sarhoş olup, japonlarla iyice kaynaştık. Ardından yorgun argın eve geldiğimde günü düşünürken, bulduğumuz parfüm şişesi için, Ertuğrul kitabından şu satırlar aklıma geldi:
"(...) İkincisi sana bir şişe bıraktım. Bu şişenin içinde benim gözyaşlarım var. Senden ayrı kaldığım zamalar çok ağladım. Gözyaşlarımı bu şişenin içinde topladım. Şimdi bu şişeyi veriyorum sana, bu benden sana en büyük hatıradır Ali. Bndan sonra bu şişeyi ömrün boyunca sakla. Bu sana olan bağlılığımın, sana olan muhabbetimin, sana olan sevdamın bir nişsanıdır." Erdoğan Şimşek
Ertesi gün tatil günümüz olduğu için, sadece gezmekle meşguldük. Japonyaya salınmış 10 turist olarak öncelikle Balina Müzesi’ne sonar ise Kushimoto Akvaryum'una gittik. Gördüklerimiz beni insanoğlunun hangi milletten olursa olsun hayvanlara şov amaçlı olarak eziyet ettiklerini hatırlattı. Açıkçası günün en güzel anı, İspanyol ekip aradaşlarımızla, marketten aldığımız yemeklerle Deniz kıyısında sakin bir kumsal bulup, güneş altında piknik yapmamızdı. İşte Akdenizli her yerde Akdenizlidir, Türkü, Yunanı, İtalyanı, İspanyolu hiç farketmiyor.
Can ve Jordi sualtı teknesinde okyanusu gözlerken
Can en sevdiği kahve makineleriyle birlikte :)