www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa | DESTEKLEYENLER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM | 日本語 |

25 Ocak 2009



2 gün aradan sonra tekrar denizdeyiz. Sabah uyanıp, kuru soğukta denize girmeyi ve hatta dalmayı düşünmek bile çok zor geldi. Tatilin kötü tarafı bu sanırım. Oysa ki üç gün önce, sabahın 6'sında kalkıp Türkiye'yle haberleşip uzun uzun sabah kahvemizi yudumluyorduk. Bugün ise, tulumdan çıkmadan, tek kolum dışarda e-maillerimi kontrol edip, Tufan Bey'in  "Günaydın" diye uyandırmasını beklemeye karar verdim, yan odadan Can'ın da pek kalkmaya niyeti yoktu. Tabiki sonunda kalktık ve kahvaltı masasına oturduk ve gün başladı.

Bulunduğumuz yer Japonya'nın güneyi, aslında Akdeniz'de olsak İsrail'in paralelindeyiz yani 33 derece kuzey. Ama Pasifik Okyanusundan dolayı hava bugünlerde çok soğuk. Tahminler bazen eksiyi gösteriyor, ve zaman zaman rüzgarla beraber hissedilen sıcaklık daha da düşüyor. Böyle birgünde sıcak uyku tulumundan çıkıp da, dalmaya ne gerek var!

Tabi mutlaka bir gereğimiz oluyor, bugün yine NHK geldi tekneye, ve Japonya'nın en ünlü kameramanı. 70 yaşında olduğu söyleniyor ve hala dalış yapıyor. Bugün Ertuğrul'da rastladığımız 3 büyük dikdörtgen prizma parçayı yerinden çıkarmanın günüydü, sessiz sakin, basın olmadan geçirelim derken yine burnumuzun dibinde NHK'yi görmek bizi çok şaşırtmadı. Neyse ki Japon basını hiç rahatsız etmeden sessiz sedasız bir köşeden çekim yapıyor.

Parçalar başarıyla tekneye çekildi, arabaya yüklendi ve evimize geri döndük. ERC'de bizi bekleyen gönüllüler, gelen büyük parçalara çok sevindiler, ve tabii Berta da. Hergün iş gibi gelip giden gönüllüler, 3 gündür doğru düzgün denize çıkamadığımız ve yeni eser getiremediğimiz için boş kalmışlardı. Bugün getirdiklerimiz en az 1 hafta onları oyalar.

Artık yavaş yavaş dönüş planları kurmaya başladık. Aslında, bugün Türkiye'yi özlediğimi farkettim. Kazı bittikten sonra 1 hafta Japonya'da dolaşıp, önce İstanbul sonra Ankara'ya gideceğim. Her ne kadar burdaki düzene alışsak, ve hatta gizli gece sohbetleriyle eğleniyor olsak da dönüş fikri içimizi ısıtmıyor değil.

Güzden

<< önceki 24 Ocak 2009 | OCAK 2009 | 26 Ocak 2009 sonraki >>