Bugün Yoshiko'yu uğurladık. Her ne kadar burda tanışmış olsak da, Türk samimiyeti ile Can'la beraber hemen kanımız kaynadı. İşin aslı sanki senelerdir tanıyormuşuz gibi davrandık. O da 8 sene Türkiye'de yaşamanın getirdiği rahatlıkla bizimle hemen akran oldu.
Sanırım onu şimdiden özlemeye başladık. İşin aslı, başta ona karşı biraz mesafeli durmuştuk, ta ki o Can'ın ısıtmalı battaniyeli sehpasına ayaklarımızı sokup, geceleri hem gevezelik edip hem de işimizi yaptığımız zamanlara katılana kadar. Kısa süre içinde rutin günlerimizi daha renkli hale getirmek için yaptığımız taklitler, espirilere onu da katınca, sanki uzun süredir tanışan arkadaşlar gibi olduk.
Şimdi yeni bir misafirimiz var, henüz çok sohbet edemedik, ama o da Türkiye'yi ve Türkleri çok seviyormuş. Biz bu Japonlara kendimizi sevdirmek için ne yaptık anlayamadım henüz.