www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa-Home | DESTEKLEYENLER-SPONSORS | HAKKIMIZDA-ABOUT US | İLETİŞİM-CONTACT | 日本語 |

Ali Bey'den Ayşe Hanım'a Mektuplar


Ertuğrul'da gizli pek çok hikayeden biri Ali Bey ile Ayşe Hanım'ın öyküsü.

Ali Bey, deneyimli ve bilgili bir denizci...

Ayşe Hanım gencecik yaşında, her an uzaklardan mektup bekleyen hayat dolu bir kadın...

Ali Bey'den Ayşe Hanım'a mektuplar, Sayın Canan Eronat'ın müsaadesiyle her gün ertugrul.jp'de.

İlk üç bölüm için okumaya devam edin.

"İsmetli, Hakikatli, Feragatli, Sadakatli Kadınım, Sultanım, Efendim Hazretleri"
Ertuğrul Firkateyni Süvarisi Yarbay Ali Bey Japonya seferinden eşine yazdığı mektuplara bu sözcüklerle başlıyor. Büyük kızı Neyire'yi, kırk günlük ikizleri 'Mevhibe ile Rauf'u ve otuzunda lohusa yatağında Ayşe'sini bırakıp gittiği ve dönemediği yolculuktan gönderdiği mektuplara...

Bu mektupların otuz ikisi bugüne kadar ulaştı.
Babaannem, ölümünden kısa bir süre önce bir çantanın içine çıkıladığı mektupları elime tutuşturdu.

— Sana emanet, sıkı sakla, sakın oyuncak olmasın, diye tembihleyerek.

Mektuplar Ali Bey'in kaleminden çıkıp denizler, ülkeler aşıp Ayşanım'a varasıya kadar, Ayşanım'ın koynunda, konsolunda yangından, depremden kurtulup günümüze ulaşasıya kadar nice serüvenden geçmişti.
Katlarını açmaya, gizini bozmaya gönlüm razı olmuyordu. Açsam da nasıl okuyacaktım. İçinde deryalara sığmaz bir sevdanın dürüldüğünü, çocukluğumdan beri dinlediğim efsanenin en gerçek yüzünün saklı olduğunu bilsem bile.
Ya benden sonra...

Emeklerini, sabırlarını unutamayacağım sevgili hocam, her zaman güç kaynağım Sıdıka Saltuk, dostlarım Dürriye Köprülü ve Prof. İctihadi'nin himmetiyle mektuplar yeni yazıya aktarıldı. İşin içinden çıkamadığımızda Ömer Asım Aksoy'a başvurduk.

Hepsine minnetim sonsuz. Mektuplar okundukça Ertuğrul'un yiğit seçkin yüzlerce vatan evladıyla okyanuslara niçin gömüldüğü bütün dehşetiyle çıkıyordu ortaya.

İleri sayfalara, derleyebildiğim belgeleri, bilgileri, farklı kişilerden yorumları Ertuğrul gerçeğine ışık tutar umuduyla ekledim. Yine de bir asırdır yanıtını bulamamış sorular havada hevenk olmuş duruyor.

II. Abdülhamid'in derdi ne idi? Nasıl böyle bir insan gücünü gözden çıkarabildi? Uzakdoğu Müslümanlarına Halifelerinin etkinliğini, yetkinliğini göstermeye mi? Kanıtlamaya kalktığı gücünü yirmi yıl önce yamanmış, ahşap, çürük Ertuğrul Firkateyni ile mi ispat edecekti? Vehmi ile daha da çürüttüğü donanmasıyla mı? Yol boyunca arızalarla boğuşan tekneye "yola devam" emri kimden geliyordu?

Bu sorular beni aşıyor... (devamı yarın)

Canan Eronat
23 Aralık 1993