www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa-Home | DESTEKLEYENLER-SPONSORS | HAKKIMIZDA-ABOUT US | İLETİŞİM-CONTACT | 日本語 |

Ayşe Hanım Kim?


Bu sorunun yanıtını verebilmeliyim.
O benim ciciannem, sevgili Cicim. Cicim de Ali Bey'e kim bilir neler yazıyordu. Ali Bey'in çağrılarına yankılar sessiz bir dünyaya gömülmüş, sularda silinmiş.
Ya bendeki silinmeyenler?

Mektuplar okundukça belleğimin kılcal damarları küçük ayrıntılarla kıpırdıyor. Yaşadıklarımla anlatılanları tamlamaya, elimdeki resimlerle hayalimdeki Cicim'i tümlemeye çalışıyorum.

Onu sekiz dokuz yaşıma dek görmeme karşın belleğimde ne silinmez izler bıraktığını şaşarak görüyorum. Yüreğimin kuytularında olanca güzelliğiyle yaşadığını fark ediyorum.

Gönül yordamıyla iz sürünce, edası, havası, salına salma yürüyüşü, tadına doyulmaz bakışlarıyla özümün önünde beliriyor.

Şimdilerde, içinde yedi yılda bir cennetçiçeği açan fidanın durduğu pirinç mangalına dalıp gidiyorum. Cezvesini korlara doğru sürmüş, cigarasını sarıyor. Ben de yamacına sokulmuşum, taşan kahvenin tüsüsünü kokluyorum. Küllerin nasıl domur domur olduğunu seyrediyorum. Sadece kahvenin değil, güzelliklerin tiryakiliğini duyumsuyorum.

Ne yazık ki sesini çağrıştıramıyorum.
Ama ellerini, tentene ören, başına yemenisini bağlayan, bohçasını düren, rakkas rakikliğiyle dikiş makinasının kolunu çeviren minicik, hünerli ellerini hiç unutamıyorum.

Kalem tutarken olamaz. Çünkü tövbeli, Ali Bey'e yazdıklarından sonra kırk iki yıl eline kalem almamış, ya da sadece yeni yazı ile "Ayşe" yazmasını talim etmek için. İmzayı öğrenince de mührünü torunu Ali'ye hediye etmiş. Ali Paris'ten anneannesinin sağlığının işarını isteyince akan sular duruyor. Bunu da babamın kâğıtları arasında bulduğum bir küçük mektuptan öğrendim.

  Ruhum Ali'ciğim,
  İki gözlerinden, 'iki yanaklarından
  "Allahül te mellezi [...]"
  dudaklarından öperim. Sıhhatin
  için her gün duacıyım.
  Kırk iki senedir elime kalem
  almadım. Merakın, şu
  kâğıtları karalamaya mecbur etti.
  Evladım cümlemiz iyiyiz,
  duacınız