www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa-Home | DESTEKLEYENLER-SPONSORS | HAKKIMIZDA-ABOUT US | İLETİŞİM-CONTACT | 日本語 |

XX. YÜZYILA DOĞRU OSMANLI İMPARATORLUĞU


Osmanlı İmparatorluğu'nda Batılılaşma hareketlerinin Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği 1839'dan itibaren ivme kazandığı kabul edilir. Ancak başlangıcının Tanzimat'tan çok daha evvele gittiği de bilinmektedir.

Başta mutlak otorite padişah olmak üzere devleti yönetenler Batılılarla aradaki mesafeyi kapatamazlarsa, sömürülmeye ve parçalanmaya mahkûm olacaklarını görmüşler ve tedbir arama gayreti içine girmişlerdir. Batılıların sanayi devrimini geliştirdikçe, sanayi kuruluşlarına hammadde ve sanayi ürünlerine pazar bulmak ihtiyaçlarından doğan ve her geçen gün artan emperyalist emellerinin karşısına, ancak onların silahıyla, onların ne istediklerini, ne düşündüklerini bilerek, onlar gibi hareket ederek karşı konulabileceğinin idraki içine girmişlerdir. Bu düşünce tarzı ve yaklaşıma göre, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Batılılaşma hareketlerinin tahrikçisinin de bizzat Batı'nın kendisi olduğu söylenebilir. Aynen Japonya'da da olacağı gibi...

XIX. asrın ilk yarısında, Batılıların ağır baskısıyla imparatorluk çözülmeye başlayınca, ıslahat hareketleri de hızlandırılmaya çalışılmıştır. Ancak yapılan ıslahat hareketlerinin ana fikir ve çıkış noktalarıyla, Batılıların güçlenmesini sağlayan fikir ve yöntemlerin arasında fark vardı. Osmanlı Devleti bunları bütünüyle değerlendirmek yerine, sadece devamlı olarak yenilen Osmanlı ordularının, bu yenilgilerinin nedenlerini hep, Batılı orduların gelişmişliğinde, donatılmalarında ve uyguladıkları stratejik ve taktik yöntemlerde bulmuş, eğer orduyu ve donanmayı onlar seviyesine çıkarabilirlerse, Avrupa'yla dengeyi yeniden sağlayabileceklerini düşünmüşlerdi. Bu yüzden Osmanlı Devleti'nde ıslahat hareketleri öncelikle ordudan başlamıştır. Ancak yeniçerilerin, savaşlarda başarısız olmalarının yanında, ikide bir kendilerince makul sebepler ileri sürerek devlete baş kaldırmaları nedeniyle bu ocaktan kurtulma düşüncesinin de Batılılaşma hareketlerinde öncülüğün orduya verilmesindeki rolünü ve etkisini de unutmamak gerekir.

Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılmasına tarihimizde "Vakai Hayriye - Hayırlı olay" denir. Bu ad uygun mudur? Değil midir? Tartışması ayrı bir konudur. Ancak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra, Osmanlı Devleti'nde yenilik hareketleri için ciddî adımlar atılabildiği de bir gerçektir. Bu ocağı kaldırmaya muvaffak olan II. Mahmud'un yaptığı ıslahatlar Avrupa'ya gönderdiği ve yetiştirdiği öğrenciler hiç şüphe yok ki, Osmanlı toplumunun bundan sonraki hamleleri için esas unsurlar olacaktı. Ama onun yapmaya cesaret edemediği şey; gericilikle mücadele edebilecek bir programı başlatmak ve de kendi mutlak otoritesinden taviz vermekti.




 

Verification:
Captcha