www.ertugrul.jp : Japonya'da bir Osmanlı Gemisi

Ana Sayfa | DESTEKLEYENLER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM | 日本語 |

Kolombo


Ertuğrul, Bombay’dan hareketinden sonra Batı Hindistan sahillerine paralel olarak güneye doğru seyrediyordu. Sahiller genelde görüş mesafesi içinde tutuluyordu. Seyir Lakadiv Adaları civarına kadar normal bir şekilde cereyan etti. Fakat hareketin altıncı günü gece yarısı Albay Osman Bey müthiş bir haberle uyandırıldı: “Gemi baş tarafından su alıyor !..”

Komutan yatağından fırladı ve derhal köprü üstüne çıktı. Hava sakindi. Firkateyn makineyle seyrediyor ve saatte yedi mil sürat yapıyordu. Yapılan mevki kontrolünde en yakın mevki kontrol noktası olan Kaliküt fenerinin görülebileceği mesafeye takriben kırk mil daha vardı. Su alma nedeni de bilinmiyordu. Tamirci parti, tahta takozlar, tapalar, ağaç siğiller, branda parçaları, macun ve ziftle beraber gemi inşa mühendisi Teğmen Ali Efendi emrinde olarak suyun geldiği rapor edilen bölmeye girmişti.

Bir emniyet tedbiri olarak da gemi komutanı, rotanın sahile doğru değiştirilmesini ve makinelere azami yol verilmesini emretmişti. Mürettebatın paniğe kapılmaması ve yanlış bir harekete başvurmaması için de, geminin terk edilmesi durumunda cankurtaran botları olarak kullanılacak olan filikalarının başına da silahlı nöbetçiler konuldu.

Bu süratle seyredildiği takdirde iki buçuk saat sonra sahile varılabilecekti. Herkes olayın Umman Denizi’ni geçerken olmadığına şükrediyordu. Hiç olmazsa burada sahil çok yakındı, nihayet iki saatlik bir mesafedeydi.

Gemi süvarisi Ali Efendi Kaptan bir başka tedbir olarak da, bütün personelin uyandırılmasını teklif etti. Fakat komutan, personeli tedirgin etmemek için, olayın nedeni hakkındaki raporu beklemenin daha uygun olacağı görüşünde olduğunu söyledi. Teğmen Ali Efendi’den de rapor istendi. Ali Efendi raporunda olayı şu şekilde hikâye etti:

“... Gece saat on bir buçukta vardiyada bulanan Cemil Efendi Kaptan geminin baş tarafından su aldığını haber vermişti. Bunun üzerine hemen kalkmış, inşaiye çıraklarına, burguculara haber göndermiş, gerekli aletleri hazırlatmış ve geminin başaltına girilmişti.

... Civadra gönderinin altındaki, sintineye yakın bölme kaportası açıldığında, birdenbire bulunulan bölmede su hücumuna maruz kalınmış, tamirci erlerden üçü dördü devrilmişti.

... Suyun üzerlerine hücumundan sonra, su seviyesi bellerine kadar çıkmış ve bu yükseklikte kalmıştı. Suyun belirli bir seviyede kalması ve kuvvetli şırıltı işitilmeme si, suyun girdiği deliklerin küçük olduğunun göstergeleri olarak kabul edilmişti. Anlaşılıyordu ki, gemi birkaç gündür azar azar su alıyor fakat farkına varılmıyordu.

... Bölmeden giren suyun boşaltılmasından sonra, yapılan incelemede; baş bodoslamanın tamamen çürüdüğü ve kaplama tahtalarından yer yer ayrıldığı görülmüştü. Bodoslama ile kaplama tahtalarının arasındaki parmak kalınlığındaki birkaç delik ten bölmeye su giriyordu. Sert bir ağaç olan meşe ağacından yapılmış bodoslama o kadar çürümüştü ki, deliklere tapa vurulduğu zaman öteki taraftan fırlayıp gidiyordu. Bakır çiviler ve ağaç siğiller de işe yaramıyordu. Süngere dönen tahtaların üzeri ne zifte batırılmış yelken bezi kaplanarak, armuz başlarına da macun sürülerek ve da ha sonra da, malta taşı tozlarıyla zift karıştırılarak elde edilen asfalt benzeri kaplamayla tüm bölmenin baştan aşağı sıvanmasıyla sorun çözülmüştü. Bölmeyi kontrol al tında tutabilmek için bir de nöbetçi konulmuştu.”

Olayın böylece aydınlatılması üzerine tekrar Kolombo rotasına dönüldü. Ertuğrul sefere çıkalı üç buçuk ay olmuştu. Bu süre içinde baş bodoslamanın böyle çürümesi mümkün değildi. Bu çürüme yılların birikiminin bir neticesiydi ve firkateynin İstanbul’da doğru dürüst bir onarım ve havuz görmediğini iddia edenlere hak verdirecek bir neticeydi.

Bu durumda 10 Kasım 1889 günü sabahı Kolombo’ya varıldı. Fakat bu limanda geminin tamir olanağı yoktu. Singapur’a kadar, geminin onarıldığı şekliyle yola devam etmek ve orada onarım ve havuz işlerini yaptırmak gerekiyordu. Ama geminin bu durumunun İstanbul’a resmen bildirilmesi demek, firkateynin geri çevrilmesi demek olabilirdi. Süveyş olaylarından tecrübeleri vardı. Onun için Komutan Albay Osman Bey’in olayı, kayınpederi Bahriye Bakanına özel bir mektupla bildirmesi uygun görüldü. Onarım ve havuz işleri dolayısıyla geminin Singapur’da kalış süresinin uzamasının çekeceği dikkate ve yaratacağı tepkiye karşı Bahriye Bakanlığı nasılsa makul sebepler bulabilirdi.

<< önceki Bombay | SEYİR | Singapur sonraki >>