27 Temmuz 1889
Ertuğrul’un kanal geçişine başladığı zaman talih yüzüne gülmüş ve karşı yönden gelen gemi pek az olmuştu. Sahildeki işaret istasyonunda karşı yönden gemi geldiğini gösteren işaret flaması çekilmemişti. Gemi kılavuzun yönetiminde beş, altı millik bir süratle Acı Göl’de kanal içinde ilerliyordu. Her şey yolundaydı. Fakat birdenbire geminin yavaş yavaş süratten düştüğü ve nihayet durduğu hissedildi: Ertuğrul kuma oturmuştu.
Makineler son süratle geri yolla çalıştırıldı. Dipten kalkan çamur ve kumlar suyun rengini bulandırdı. Gemi kendi imkânlarıyla kurtulabilmek için her yolu denediyse de başarılı olamadı. İskandille suyun derinliği ölçüldüğünde, firkateynin suyu suyuna oturduğu anlaşıldı. İstirahatta bulunan subaylar ve mürettebat dahil tüm personel güverteye koşuştu. Yahudi kökenli olan kılavuz, Komutan Osman Bey’in müdahalesiyle mürettebatın hiddetinden güçlükle yakayı kurtarabilmişti. Korkudan bembeyaz olmuş bir suratla, devamlı olarak da yaptığı işlerin doğru olduğunu söylüyor, olayın geminin su çekiminin fazla olması yüzünden meydana geldiği ve bu haliyle kanaldan geçmesinin zor olduğu mütalaasında bulunuyordu. Aslında kılavuzun bu mütalaasında gerçek payı az da değildi.
Yelkenli gemiler az su çektikleri zaman rüzgârdan fazla yalpaya düşüyorlardı. Ertuğrul’u inşa eden mühendisler de bu hususu dikkate alarak gemiyi derinleştirmek suretiyle su altındaki mukavemet sathını fazlalaştırmışlar, bir bakıma geminin teknesini yatlardaki salmaların görevini yapar duruma koymuşlardı. Ayrıca gemiye İngiltere’de kazan ve makine montajından sonra ağırlık binmiş ve su çekimi daha da artmıştı.
Su çekimini arttıran bir başka husus da, geminin kanaldan çıkmasından sonra Kızıldeniz’in yarısını kat ederek Cidde’ye kadar gidecek olması dolayısıyla Port Said’den hareketinden evvel bu uzun seyir için gerekli olabilecek kömürü, erzakı, suyu vb... fazlasıyla almış olmasıydı.
Ertuğrul kendi imkânlarıyla kurtulabilmek için gemicilik açısından yapılabilecek bütün ameliyeleri denemiş, fakat başarılı olamamıştı. Gemi bir türlü kendini kurtaramıyordu. Nihayet kaza yerine en yakın işaret istasyonuna filikayla bir subay gönderilerek olay haber verildi. Gemiyi kurtarmak üzere römorkör talebinde bulunuldu. Kılavuz da bir testi su ve bir asker tayınıyla sintineye hapsolundu. İstasyona gönderilen haberde bu yeteneksiz kılavuzun değiştirilmesi de talep olunmuştu.
Filikanın avdetinden üç saat kadar sonra kanal şirketinden iki römorkör ile iki duba gelmiş. Süveyş’ten de kanal seyir uzmanlarıyla birlikte bir istimbot gönderilmişti. Gelen iki güçlü römorkör Ertuğrul’u çektilerse de kurtaramadılar. Seyir uzmanları gemiyi hafifletmekten başka çare olmadığını söylüyorlardı: Port Said’den alınan kömürün bir kısmı dubaların üzerine çıkarıldı. Geminin demir ve zincirleri de dubaların üzerine nakledildi. Bütün bir gece boyunca bu işler ancak tamamlanabilmişti. Ertesi sabah alacakaranlıktan iki saat sonra da gemi kurtarılmıştı...
Başka kılavuz bulunamaması dolayısıyla, eski kılavuz hapisten çıkarıldı ve kendisine tavsiyelerde bulunularak görevine iade edildi. Dalgıçlara da geminin altı muayene ettirildi. Oturulan yer kumluk ve çamurluk olduğundan teknede herhangi bir hasar olmamıştı. Kurtarma işleminden sonra da dubalara çıkarılmış olan kömür ve gemi demiri ile zinciri geriye alındı.