Ertuğrul gerekli hazırlık ve ikmallerini yaparak 5 Mayıs 1890 günü Hongkong’dan Nagasaki’ye doğru hareket etti. Osman Paşa Yokohama’ya varışından sonra İstanbul’a ağabeyi Albay Mehmed Raşid Bey’e yazdığı mektuplarında, geminin Hongkong’dan sonra Yokohama’ya kadar olan seyrini aşağıdaki şekilde anlatıyordu:
“... Hongkong’da İngilizlerden çok büyük yakınlık ve itibar gördüm. Valiyi ziyaret ettiğim gün kaleden atılan toplarla mükemmel bir bandonun Hamidiye marşımızı mükemmel bir şekilde çalışı, bir bölük tören kıtasıyla karşılanmam pek gösterişli idi...
Saygon’da tesadüf ettiğimiz sekiz savaş gemisinden oluşan Çin filosuna ikinci kez burada da tesadüf etmiştik. Subayları ve mürettebatının bize karşı davranışları görü lecek şeydi... Oradan ayrıldıktan sonra Formoza Boğazı’nı geçinceye kadar güzel havalarda seyrettik...Formoza’yı geçip de Nagasaki’ye yol verdikten sonra hava değişti ve acayip bir hal aldı. Esen rüzgârın yönü kesinleşinceye kadar köprü üstünde kaldım. Ancak saat se kizde rüzgâr iskele başomuzluğumuzda karar kıldı. Yan yelkenleri yaydırarak aşağıya indim. Ertesi sabah havanın daha da fenalaştığı raporu geldi. Yukarı köprü üstüne çıktığımda etrafı pek fena buldum. Koca Ertuğrul baş tarafından esen bu rüzgârları hiç sevmiyordu. Biraz daha yola devam ettikse de durum daha da kötüleşti. Kömür durumumuz hesabımıza uymadı. Mevki kontrolünde Çin’in Fuça Tersanesi’nin bu lunduğu Men Irmağı ağzındaki limana kırk mil mesafede olduğumuz anlaşıldı. Ça resiz oraya döndük. Dönüşümüzü tamamladıktan sonra rüzgâr arkadan bir bindirdi ki, yarım saat evvel iki mil sürat yapamayan Ertuğrul floklar, yan yelkenler ve gabya yelkenleriyle on bir mil sürat yaparak dört buçuk saatte bizi limana getirdi.
Orada on gün kadar bekledik. Nehirden içeri girmedik. Nuri Bey’i kömür ihtiyacı mız için Pagoda denilen Çin bölgesine gönderdim. Saygon’da tanıştığımız Çin Amirali Ping oradaydı. Kendisine bir mektup gönderdim. (Çin-Japon Savaşı’nda Donanması mağlup olduğu için intihar eden Amiraldir.) Yardım için aracı olmuş. Bize beş gün i çinde bir Çin ganbotuna bağlı olarak iki yüz ton kömür gönderdi...
Denizdeki fırtına bizden sonra beş gün daha devam etti. Bu arada Formoza Bo ğazı’nda iki geminin kaybolduğu haberini aldım. Cenabı hakka şükürler ederek bu li mandaki onuncu günümüzde müsait bir hava yakaladık ve hareket ettik...”
Tarih: 6 Mayıs 1890’dı.
“Nagasaki 650 mil mesafedeydi. Bu seyir dahi oldukça sıkıntılı geçti... Günlerce süren sallantılara bayramın üçüncü günü Nagasaki’ye girmekle nihayet verdik...”
Tarih 15 Mayıs 1890’dı.
“... Burada karşılaştığım İngiliz ve Amerikan Amiralleri ve kent kalesiyle karşılık lı olarak top atışlarıyla selamlaştık... Dört gün süreyle kömür alarak beşinci gün Japon İçdenizi yoluyla 390 mil uzaklıkta olan Kobe limanına indik. Burası gayet gü zel ve bir kısmı Boğaziçi’ni andırır emin bir yoldu. Akıntısı bazen yedi mile varıyor sa da, biz akıntının az olduğu bir dönemde geçtik. Üç yerinde dar geçitler vardı.
Sürekli olarak yedişer mil çiğneyerek Kobe’ye bir karanlık gecenin saat üçünde demirledik. Burası Japonya’nın önemli bir kentiydi.
Yokohama’ya 350 milimiz kalmıştı. Burada geçirdiğimiz bir hafta süresince gemi yi tertemiz yaptık... O günlerde İmparatorluk Sarayı Teşrifat müdüründen buraya va rışımızı kutlayan bir telyazı aldım. Yokohama’ya varış günümüzü soruyordu. Ama bu soru, cevap verilmesi çok zor bir soruydu. Çünkü, yolda pruva rüzgârlarına denk ge lirsek günlerce oyalanabilir; belki de geri dönebilirdik. Ama yine de takribi varış za manımızı belirledim ve bildirdim. Buna göre harekete gayret ederek, dediğimiz saat te Yokohama önüne vardık. İstimbotlarla karşılamaya gelmişlerdi. Gelen heyetin baş kanı, İstanbul’a prens ile gelen teşrifatçılardan biriydi. İlk sözü; ‘Bir düzenli işleyen posta vapuru da bu kadar dakik olabilirdi.’ oldu.”
Ertuğrul’un Yokohama’ya varış tarihi; 17 Haziran 1890 olmuştu. Bunun anlamı, İstanbul’dan hareket tarihi 14 Temmuz 1889 olduğuna göre, İstanbul-Yokohama seyrinin on bir aydan fazla sürdüğüydü.
