İhtiyatla ele alınan bu fikir üzerine Japonlar, İstanbul’a bir ticaret heyeti gönderip incelemeler yaptırmışlardı. Şubat 1881 sonlarında İstanbul’dan ayrılan bu heyet de, o zaman İstanbul’da Japonya’nın elçiliği veya temsilcisi olmaması dolayısıyla, İstanbul’a en yakın elçilerinin olduğu,Saint Petersburg’daki Japon elçisine ticarî ilişkilerin bir an önce kurulmasını telkin eden bir rapor vermiştir.
Bu rapor üzerine, Japon elçisinin, yine Saint Petersburg’daki Osmanlı Büyükelçisi Şakir Paşa’yla görüşerek hazırladığı antlaşma tasarısı, kısmen işbirliği düşüncesinin oluşmasını sağlayamaması ve Abdülhamit’in batılı ülkelerden sonra bir başka ülkeye daha imtiyazlar ve hakları vermek istememesi, kısmen de Osmanlı İmparatorluğu’nun Rusya’yla ilişkilerini bozabileceği düşüncesiyle imzalanmamıştır.
Anlaşmanın geliştirilmesi ve taraflarca kabul edilebilir hale gelmesi için asıl görüşmeler, yine aynı yıl içinde Japon Dışişleri Bakanlığı Müşaviri Yoşida Masaharu’nun başkanlığındaki bir heyetin İstanbul’u ziyareti ve II. Abdülhamid tarafından kabul edilmesi sırasında olmuştu.
Japonya’nın Saint Petersburg’daki Ortaelçisi Yanagihara Sakimitsu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı ülke nezdindeki Büyükelçisi Şakir Paşa arasında çok yönlü olarak ele alınan ve tartışılan ticaret anlaşması, başlangıçtaki iyi niyetli yaklaşımlara rağmen imzalanamamıştır. Bu durumun nedenleri şöyle açıklanmaktadır.
– O yıllarda her iki devletin de batılı ülkelerle eşit olmayan şartlarda imzalamış oldukları imtiyaz antlaşmalarının yürürlükte olmaları dolayısıyla hareket serbestilerinin kısıtlı olması,
– Japonya’nın Batılı ülkelere karşı içinde bulunduğu eşitsizlik durumundan kurtulmaya çalışırken, yanına bir de yine aynı ülkelerle benzer antlaşmaları imzalamış bulunan Osmanlı İmparatorluğu’nu almasının kendi çabalarını boşa çıkaracağından çekinmesi;
– Osmanlı İmparatorluğu’nun ise, bazı uluslararası anlaşmalarla elde ettiği veya verdiği hak ve imtiyazları aynen Japonya’ya da yansıtılması önerisini reddetmesi.
Bir başka deyişle oluşturulan anlaşma tasarısı, tarafların karşılıklı beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu için kabul görmemiştir.
Bu iyi niyetli fakat başarısız girişimden sonra da, iki ülkenin birbirleriyle ilişki kurma girişimleri durmamıştır. 1883 yılı başlarında Japonlar, Osmanlı sadrazamına, Saint Petersburg’daki Osmanlı Büyükelçisi Şakir Paşa’ya ve padişah yaverlerinden bazılarına nişanlar göndermişlerdi.
Bu basit gibi görünen fakat anlamlı gelişmeler sonucu, Japonya’dan henüz bir şey beklememesine rağmen, bir hesap kitap adamı olduğunda tereddüt olmayan Padişah II. Abdülhamit’de, Japonya’yı muhtemel bir müttefik olarak görmeye başlayarak, bu uzak ülkeye özel bir ilgi duymaya başlamıştır. Hatta bu yüzden Japon imparatoruna “Murassa Osmanlı Nişanı” verilip verilmemesi konusunda Sadaret’in görüşünü bile istemiştir.