1882 yılında Osmanlı Devleti borçlu olduğu devletler ve alacaklılarla, borçların geri ödenmesi üzerine bir antlaşma yapmıştır. Bu antlaşmaya göre; "Düyunu Umumiye -Umumî Borçlar İdaresi" ismiyle bir müessese kurulacak ve bu müesseseyi yabancı ve yerli alacaklıların temsilcilerinden oluşan bir yönetim kurulu yönetecekti. Devletin gelirlerinin bir bölümünün tahsilini de Düyunu Umumiye yapacaktı. Toplanan paradan alacaklıların hakları ve yönetim masrafları çıktıktan sonra, geriye kalan miktar olursa devlete verilecekti.
İşte II. Abdülhamid döneminin savaşsız ve sükûn içinde geçmesinin nedenlerinin başında da borcuna sadakati geliyordu. Uysallık, uzlaşmacılık, borçlara sadakat ve alacaklılara güven vermek... Hiçbir alacaklı, borcunu kabul eden, onu sadakatle ve samimiyetle ödeyen borçlusunun, borcunu ödeyemeyecek duruma düşmesini istemez. Onun için Avrupalı alacaklıları da Osmanlı Devleti'ni yaşatmaya özen gösterecekler, II. Abdülhamid'in tahtı da, amcası Abdülaziz'in tahtı gibi alacaklıları tarafından tehdit edilmeyecekti. Uzun saltanatının bir sırrı da buradaydı.